
ÇOCUKLARDA GECE TERÖRÜ NEDEN OLUR? NASIL YAKLAŞILMALI?
Gece uykusundan ağlayarak, çığlık atarak ya da korkmuş şekilde uyanan bir çocuk görmek ebeveynler için oldukça kaygı verici olabilir. O an birçok anne baba çocuğunun büyük bir korku yaşadığını düşünür, ne yapacağını bilemez ve çaresiz hissedebilir. Özellikle çocuk ebeveynini görmesine rağmen sakinleşmiyor, sizi duymuyor ya da tepki vermiyor gibi görünüyorsa bu durum daha da endişe yaratabilir. Ancak çocuklarda görülen gece terörü, sanılanın aksine çoğu zaman ciddi bir psikiyatrik bozukluk değil; çocukluk gelişim sürecinde karşılaşılabilen bir uyku durumudur.
Gece terörü genellikle çocuk derin uykudayken ortaya çıkar. Çocuk aniden bağırabilir, ağlayabilir, korkmuş görünebilir, yatakta doğrulabilir, etrafına bakabilir hatta bazen yürümeye çalışabilir. Kalp atışı hızlanabilir, terleme görülebilir ve yüz ifadesi yoğun korku içeriyor gibi olabilir. Ebeveyn için en zorlayıcı noktalardan biri ise çocuğun çoğu zaman tam anlamıyla uyanık olmamasıdır. Bu nedenle sakinleştirme çabalarına yanıt vermeyebilir. Sabah olduğunda ise yaşananları hiç hatırlamayabilir.
Bu durum özellikle 3-7 yaş arasında daha sık görülür. Yoğun geçen günler, yorgunluk, düzensiz uyku, stres, değişen rutinler ya da çocuğun yaşadığı duygusal yükler gece terörünü tetikleyebilir. Kardeş doğumu, okula başlama süreci, taşınma, ebeveynler arasındaki gerginlikler, bakım veren değişiklikleri ya da çocuğun güven alanında hissettiği değişimler de etkili olabilir. Çocuk bazen yaşadığı duyguları doğrudan ifade edemediği için bu yükler gece uykusunda ortaya çıkabilir.
Çocukların iç dünyasının düşündüğümüzden çok daha yoğun olduğunu görürüz. Çocuklar gün içerisinde yaşadıkları korkuları, kaygıları, öfkeleri ya da kafa karışıklıklarını her zaman sözcüklere dökemezler. Özellikle küçük yaş çocukları için duyguları anlatmak oldukça zordur. Bu nedenle bazı duygular bastırılır, bilinçdışında taşınır ve dolaylı yollarla kendini göstermeye başlar. Uyku da bu alanlardan biridir.
Uyku sırasında bilinçdışındaki bazı çatışmalar daha görünür hale gelebilir. Gün içinde “iyi”, “uyumlu” ya da “sorunsuz” görünen bir çocuk aslında içinde yoğun bir kaygı taşıyor olabilir. Çocuk bazen anneden ayrılma korkusunu, bazen cezalandırılma kaygısını, bazen de anlamlandıramadığı içsel gerginlikleri içinde taşır. Özellikle duygularını bastırmaya eğilimli çocuklarda beden ve sinir sistemi bu yükü gece dışa vurabilir.
Burada önemli olan noktalardan biri şudur: Gece terörü yaşayan çocuk “şımarık”, “inatçı” ya da “problemli” değildir. Çocuk çoğu zaman bilinçli şekilde bunu yaşamaz. Bu durum, çocuğun iç dünyasında taşınan bazı duygusal yüklerin ya da gelişimsel süreçlerin dışa vurumu olabilir. Bazen çocuk gündüz güçlü görünmeye çalışırken gece kontrol mekanizmaları zayıflar ve bastırılmış duygular ortaya çıkar.
Özellikle çocukların güven ihtiyacının yoğun olduğu dönemlerde gece terörü daha sık görülebilir. Çünkü çocuk için uyku, aynı zamanda ayrılığı da temsil eder. Gözlerini kapatmak, kontrolü bırakmak ve yalnız kalmak bazı çocuklarda bilinçdışı kaygıları harekete geçirebilir. Bu nedenle bazı çocuklar gündüz ifade edemedikleri korkuları gece bedensel tepkilerle gösterebilirler.
Peki ebeveynler böyle bir durumda ne yapmalı?
Öncelikle çocuğu zorla uyandırmaya çalışmak genellikle önerilmez. Çünkü çocuk o sırada tam anlamıyla bilinçli olmayabilir ve zorla uyandırılmak kafa karışıklığını artırabilir. Daha sakin, yumuşak ve güven veren bir ses tonuyla yanında kalmak önemlidir. Çocuğun zarar görmeyeceği güvenli bir alan oluşturmak ve nöbetin geçmesini beklemek çoğu zaman en sağlıklı yaklaşımdır. O an ebeveynin sakin kalabilmesi çocuğun sinir sistemi açısından da oldukça önemlidir. Çünkü çocuklar çoğu zaman ebeveynlerinin duygusal tonunu hissederler.
Bir diğer önemli nokta ise gündüz yaşantısını gözlemlemektir. Çocuk son zamanlarda yoğun bir değişim yaşadı mı? Ayrılık, stres, kaygı ya da bastırdığı duygular olabilir mi? Kendini ifade etmekte zorlandığı bir süreçten geçiyor olabilir mi? Çünkü bazen gece görülen belirtiler, gündüz taşınan duyguların bir yansıması olabilir.
Ben bu yaş aralığındaki terapi süreçlerinde özellikle deneyimsel oyun terapisi yaklaşımını kullanarak çalışıyorum. Çocuklar çoğu zaman kelimelerle anlatamadıkları korkuları, kaygıları ve içsel çatışmaları oyun içinde ifade ederler. Oyun sırasında tekrar eden temalar, korku senaryoları, ayrılık hikâyeleri, saldırganlık ya da kontrol ihtiyacı bize çocuğun iç dünyasına dair önemli ipuçları verebilir.
Gece terörü yaşayan çocuklarla çalışırken öncelikle çocuğun duygusal güven alanını güçlendirmeyi hedefliyorum. Terapötik süreçte çocuğun bastırdığı duyguların oyun aracılığıyla ortaya çıkmasına alan tanıyor, duygularını güvenli şekilde ifade edebilmesine destek oluyorum. Aynı zamanda ebeveynlerle çalışarak çocuğun ihtiyaçlarını anlamlandırmak, ev içindeki duygusal iletişimi güçlendirmek ve uyku rutinlerini düzenlemek üzerine de ilerliyoruz. Çünkü bazen çocukların davranışlarının altında sadece “uyku problemi” değil; görülmeyi, anlaşılmayı ve duygusal olarak tutulmayı bekleyen bir iç dünya vardır.
Her gece terörü ciddi bir probleme işaret etmese de, sıklaşıyorsa, çocuğun gündelik yaşamını etkiliyorsa ya da aileyi yoğun şekilde zorlamaya başladıysa bir uzmandan destek almak faydalı olabilir. Bazen çocukların bize anlatamadığı şeyleri anlamanın yolu, onların oyunlarına, davranışlarına ve sessizce taşıdıkları duygulara biraz daha yakından bakabilmektir.
Eğer siz de çocuğunuzun yaşadığı süreçle ilgili destek almak, onun duygusal dünyasını daha yakından anlamak ve güvenli bir terapötik süreç oluşturmak isterseniz Esenler’deki ofisimizde sizleri psikolojik olarak desteklemekten memnuniyet duyarız.