Aynı Evin İçinde Farklı Kişiler
“Benimle konuşmuyor.” , “Sorduğum her şeye sinirleniyor.” , “Eskisi gibi değil.”
Bu cümleler ergenlik dönemindeki çocuğu olan birçok ebeveynin dilinden dökülüyor. Ergenlik, çocukluk ile yetişkinlik arasında fırtınalı bir geçiş dönemidir. Bu dönemde hem bedensel hem de duygusal büyük değişimler yaşanır. Ergenin kimlik arayışı, bağımsızlaşma isteği ve duygusal dalgalanmaları, aile içi iletişimi doğrudan etkiler.
Ancak zorlayıcı gibi görünen bu dönem, aslında doğru yaklaşımla çocuğunuzla ilişkinizi derinleştirme fırsatıdır: İletişimde anlayış, sınır ve sabır dengesini kurabilmek.
Ergenlik Döneminde Neler Oluyor?
Bu dönemde ergenin beyninde özellikle duyguları yöneten limbik sistem hızla gelişirken, davranışları kontrol eden ön korteks henüz tam olarak olgunlaşmamıştır. Bu da şu anlama gelir:
- Ergen duyguları yoğun yaşar ama bu duyguları yönetmekte zorlanır.
- Tepkileri ani ve sert olabilir.
- Kendisini ifade ederken saldırgan ya da geri çekilmiş görünebilir.
- Aileden uzaklaşma eğilimi gösterirken, arkadaş grubu onun için çok daha önemli hale gelir.
Bu değişimler ebeveyn tarafından “saygısızlık”, “kopukluk” ya da “asi davranış” gibi algılansa da aslında ergenin büyüme çabalarının bir yansımasıdır.
Ergenle İletişimde Sık Yapılan Hatalar
Ebeveynlerin çoğu, iyi niyetli olsa da iletişimde bazı davranışlarla süreci zorlaştırabiliyor. İşte en yaygın hatalar:
- Sürekli öğüt vermek ya da nasihat etmek: Ergenler dinlenmek ve anlaşılmak ister; yargılanmak ya da ders verilmek değil.
- Sorguya çekmek: “Neredeydin?”, “Kimleydin?”, “Neden geç kaldın?” gibi üst üste sorular, ergenin kendini köşeye sıkışmış hissetmesine neden olur.
- Karşılaştırmak: “Ben senin yaşındayken…”, “Kuzenin böyle yapmıyor…” gibi cümleler, ergenin değer görmediğini hissetmesine yol açar.
- Sadece sorun anında iletişim kurmak: Ergenlik döneminde sadece “problem olduğunda” konuşmaya çalışmak, ilişkinin duygusal bağını zayıflatır.
Sağlıklı İletişim İçin 7 Etkili Yaklaşım
1. Dinlemek İçin Gerçekten Dinleyin
Ergenin söylediklerini düzeltmeye ya da hemen çözüm üretmeye çalışmadan, sadece dinleyin. Bazen sadece “Evet, seni anlıyorum” demek bile yeterlidir.
2. Yargılamadan Soru Sorun
Merak ettiğinizde yargılayıcı değil, açık uçlu ve samimi sorular sorun:
“Bugün okulda seni ne zorladı?”
“Son zamanlarda seni en çok ne mutlu ediyor?” gibi..
3. Özel Alanına Saygı Gösterin
Ergenlik dönemi, bireyselleşmenin başladığı bir dönemdir. Sürekli kontrol altında tutulduğunu hisseden ergen, ya isyan eder ya da tamamen içine kapanır. Güven ilişkisini temel alarak sınırlar koymak daha işlevseldir.
4. Tepkilerinizi Kontrol Edin
Ergen bir şey paylaştığında aşırı tepki verirseniz, bir dahaki sefere paylaşmaz. Onun gözünden bakmaya çalışın; her sorun onun dünyasında gerçekten büyük olabilir.
5. Sınırları Net Belirleyin
Anlayışlı olmak, sınırsız olmak değildir. Ergenler sınırları zorlar ama aynı zamanda net sınırlar onlara güven duygusu verir.
Örneğin: “Hafta içi saat 22.00’den sonra dışarıda olunmayacak.” gibi açık, net, değişmeyen kurallar belirleyin.
6. Duygularını Küçümsemeyin
“Aman canım ne var bunda üzülecek?”, “Abartıyorsun” gibi cümleler ergende değersizlik hissi yaratır. Onun duygusunu ciddiye alın.
“Bunu yaşamak senin için zor olmalı” gibi cümlelerle empatinizi gösterin.
7. Birlikte Zaman Geçirin (Zorla Değil)
Ergen çocuğunuz her zaman sizinle vakit geçirmek istemeyebilir. Ama düzenli olarak birlikte yapılan küçük rutinler (beraber yürüyüş, film izleme, kahve içme gibi) aranızdaki bağı korur.
Ne Zaman Uzman Desteği Alınmalı?
Her ergenlik dönemi zorluklar içerir, ancak bazı durumlar profesyonel desteği gerektirir. Eğer:
- Ergen sürekli içe kapanıyor veya çok sık patlayıcı öfke yaşıyorsa
- Akademik başarıda belirgin düşüş varsa
- Riskli davranışlar (madde kullanımı, kendine zarar verme gibi) gözleniyorsa
- Ev içinde iletişim tamamen kopmuşsa
Bir uzmandan destek almak çocuğunuzun ve ailenizin sağlığı açısından önemlidir. Unutmayın; ergenlik geçicidir ama bu dönemde kurulan ilişki kalıcıdır.
PSİKOLOG MELEK NUR ÜNSAL