Çocuklarda Alt Islatma ve Duygusal Süreçler

Esenler Klinik Psikolog Ayşenur Kaya

ÇOCUKLARDA ALT ISLATMA VE DUYGUSAL SÜREÇLER

Çocuklarda alt ıslatma, pek çok ailenin konuşurken zorlandığı ama aslında çocukluk döneminde düşündüğümüzden daha sık karşılaştığımız bir durumdur. Özellikle gece uykuda alt ıslatma yaşayan çocuklar, zamanla kendilerini “başaramayan”, “ayıp bir şey yapıyormuş” gibi hissedebilirler. Aileler ise çoğu zaman bu durumu sadece tembellik, alışkanlık ya da “nasıl olsa geçer” diye değerlendirebilir. Oysa çocuklarda alt ıslatma yalnızca fizyolojik bir süreç değildir; bazen çocuğun iç dünyasında yaşadığı duygusal yüklerin, kaygıların ve ifade edemediği çatışmaların da bir yansıması olabilir.

Çocukların bedenleri, çoğu zaman söyleyemedikleri duyguları konuşur. Özellikle küçük çocuklarda duygular her zaman kelimelerle ifade edilemez. Korku, öfke, kaygı, kardeş kıskançlığı, ebeveynden ayrılma korkusu, yoğun baskı altında hissetme ya da güven ihtiyacı gibi pek çok duygu bedensel belirtilerle ortaya çıkabilir. Alt ıslatma da bazen çocuğun bilinçdışı düzeyde yaşadığı zorlanmaların bir dışavurumu olabilir.

Bazı çocuklarda bu durum yeni bir kardeşin doğumundan sonra başlayabilir. Bazılarında okul değişikliği, hayatındaki önemli birinin vefatı, taşınma, anne babanın çatışmalı ilişkisi ya da çocuğun hayatındaki büyük değişimler etkili olabilir. Kimi zaman ise dışarıdan bakıldığında “her şey normal” görünür ama çocuk iç dünyasında yoğun bir kaygı taşır. Özellikle duygularını bastırmayı öğrenmiş, “uslu çocuk” olmaya çalışan çocuklarda beden bize çok şey anlatabilir.

Burada önemli olan nokta, çocuğu suçlamak ya da utandırmak yerine bu davranışın altında neyin olabileceğini anlamaya çalışmaktır. Çünkü cezalandırılmak, kıyaslanmak ya da sürekli hatırlatılmak çocuğun kaygısını artırabilir ve süreci daha da zorlaştırabilir. Çocuk zaten çoğu zaman bunu isteyerek yapmaz. Hatta birçok çocuk sabah uyandığında yoğun bir mahcubiyet hisseder.

Küçük yaş gruplarında çalışırken özellikle deneyimsel oyun terapisi oldukça kıymetli bir alan sunar. Çünkü çocuk oyun sırasında kendi iç dünyasını semboller aracılığıyla ifade eder. Bazen oyuncak bebeklerin ayrılık hikâyelerinde, bazen kontrol etmeye çalışan karakterlerde, bazen de korkmuş bir hayvan figüründe çocuğun duygusal ihtiyaçlarını görmeye başlarız. Çocuk oyun içinde güvende hissettikçe bastırdığı duygular ortaya çıkabilir ve terapötik süreç doğal bir şekilde ilerler. Özellikle alt ıslatma yaşayan küçük çocuklarda kontrol, güven, kaygı ve bağlanma temaları oyunlarda sıkça karşımıza çıkabilir.

Daha büyük çocuklarla çalışırken ise sürece yapılandırılmış çalışmalar da eklenebilir. Özellikle bilişsel davranışçı terapi temelli çalışmalarla çocuğun kaygı düzeyini anlamak, beden farkındalığını artırmak, gece rutinlerini düzenlemek ve çocuğun kendilik algısını güçlendirmek önemli hale gelir. Çünkü uzun süren alt ıslatma problemleri bazı çocuklarda özgüven kaybına neden olabilir. “Ben yapamıyorum”, “Ben başarısızım” gibi düşünceler zamanla çocuğun benlik algısını etkileyebilir. Bu noktada çocuğun yalnızca davranışına değil, duygusal dünyasına da temas etmek gerekir.

Bazı durumlarda ise alt ıslatma yalnızca duygusal süreçlerle değil, fizyolojik etkenlerle ya da daha yoğun kaygı süreçleriyle birlikte ilerleyebilir. Bu nedenle süreç gerektiğinde çocuk doktoru, çocuk psikiyatristi ve çocuk psikoloğu iş birliğiyle değerlendirilebilir. Özellikle uzun süredir devam eden, çocuğun günlük yaşamını belirgin şekilde etkileyen ya da farklı duygusal belirtilerle birlikte görülen durumlarda multidisipliner bir yaklaşım çocuğun ihtiyaçlarını daha bütüncül şekilde ele alabilmek açısından oldukça önemlidir.

Ailelerle yürütülen süreç de en az çocukla yapılan çalışma kadar önemlidir. Çünkü bazen ebeveynlerin kaygısı, beklentileri ya da yaklaşım biçimi fark etmeden çocuğun üzerindeki baskıyı artırabilir. Ailenin süreci anlayabilmesi, çocuğa güven veren bir tutum geliştirebilmesi ve suçlayıcı olmayan bir dil kullanabilmesi oldukça önemlidir. Çocuk kendisini güvende hissettiğinde, duygularını ifade edebildiğinde ve anlaşılmış hissettiğinde birçok belirti zamanla hafiflemeye başlayabilir.

Her alt ıslatma davranışının altında tek bir neden olmayabilir. Bu yüzden önce fiziksel değerlendirmelerin yapılması, ardından duygusal süreçlerin ele alınması önemlidir. Çünkü bazen bedenin anlattığı şeyi yalnızca “alışkanlık” olarak görmek, çocuğun yardım çağrısını kaçırmamıza neden olabilir.

Eğer çocuğunuz uzun süredir alt ıslatma problemi yaşıyorsa, bu durum günlük yaşamını, özgüvenini ya da sosyal ilişkilerini etkilemeye başladıysa süreci birlikte değerlendirmek oldukça kıymetli olabilir. Esenler’deki kliniğimizde çocukların yaş dönemine ve ihtiyaçlarına uygun şekilde; oyun terapisi, yapılandırılmış terapötik çalışmalar, psikoanalitik bakış açısı ve gerektiğinde multidisipliner destek anlayışıyla ailelere ve çocuklara destek olmaya devam ediyoruz.

PSİKOLOG MELEK NUR ÜNSAL